Haber 7 Röportajı

Bugüne dek arabesk dünyasında insanları ağlatan, sızlatan en dokunaklı sözleri o yazdı. Aklınıza ilk gelen hemen her arabesk paçasında onun imzası var. 1500 esere imza atan ismin eserini okumayan ünlü yok…

Feyza TANIK’ın röportajı
Tanrım beni baştan yarat, Baharı bekleyen kumrular gibi, Canım dediklerim canımı aldı, Seni yakacaklar benim yerime, Sürünüyorum, Kadehi şişeyi kırarım bugün, Aldanma çocuksu mahsun yüzüne, Anadan ayrı, Kırılsın ellerim, Senden vazgeçmem, Birisi, Gitme, Kahrolayım, Kaderi ben mi yarattım, Evlat, Bir avuç gözyaşı ve daha pek çok ‘damar’ eser…

Orhan Gencebay, Ferdi Tayfur, Bülent Ersoy, Muazzez Ersoy, Zeki Müren, Müslüm Gürses, Adnan Şenses, Emrah, Mahsun Kırmızıgül, Özcan Deniz, Gülden Karaböcek, Neşe Karaböcek, İbrahim Tatlıses, Cengiz Kurtoğlu, Ebru Gündeş, Sibel Can ve daha pek çok ünlü..
Arabesk denince zihnimizde yer etmiş, ünlü sanatçıların sesinden dünyanıza girmiş ve çoğunuzun dudağından uzun süre düşmemiş pek çok şarkının sözü Ali Tekintüre imzasını taşıyor.

Ali Tekintüre’nin sözlerinden bestelenen şarkıları söyleyen her sanatçı şöhretin zirvesine çıkmayı başarmış.
1953 Adıyaman, Besni doğumlu Ali Tekintüre’nin 100 tanesinin müziği kendisine ait olmak üzere yaklaşık 1500 eseri kaset ve CD’lerde okundu. Şairin 350 şarkısı filmlere konu oldu, 50’ye yakınının da klibi çekildi.
Ünlü söz yazarı Ali Tekintüre, Haber 7′nin sorularını cevaplandırdı:

FT: Ali Bey bize yazdığınız şarkılardan ve sanat hayatınızdan bahseder misiniz?

AT: 1974 benim ilk şarkımın yayınlandığı tarih. “Tanrım Beni Baştan Yarat”. o güne kadar baktığınızda şarkıların sözleri benim yazdığım gibi bir senaryo dahilinde değildi. Benim şarkılarıma dikkat ederseniz her şarkımın bir senaryosu var. Film olabilecek hatta daha sonra film olmuş 30-40 şarkım oldu. Belki de senaryolu sözler olması ilgi çekti. O güne kadar halkımızın duymadığı sözlerdi bu şarkılar. Yani “Tanrım Beni Baştan Yarat” dediğimizde halk ilk başta şaşırdı “bu nasıl söz” dendi veya “baharı bekleyen kumrular gibi” dediğim zaman da aynı şekilde.

“TANRIM BENİ BAŞTAN YARAT”I 15 YAŞIMDA YAZDIM

FT: Müzik piyasasına girdiğiniz 74 yılında kaç yaşındaydınız?

AT: İlk şarkım çıktığında ben askerdeydim, yaşımız çıkacak ortaya ama olsun öyle bir sıkıntımız yok. İlk şarkı olan şiirimi yazdığımda yaşım 15’ti. Bir dörtlük halindeydi başlangıçta ve 4-5 yıl böyle kaldı;“Tanrım Beni Baştan Yarat. “Gülmeyecek bu yüzü neden verdin bana ya Rab ya birazcık neşe ver ya da beni baştan yarat”. Ondan sonra diğer kısımlarını yazdım ve askerdeyken şarkı olarak çıktı.

FT: Sanatın içinde olmak, sanatçı olmak sanat eserini satın almakla aynı şey değil. Siz bir şey üretiyorsunuz ve ortaya bir şey koyuyorsunuz. Nereden besleniyorsunuz?

AT:  Size belki garip gelecek ama ben kendimi sanatçı gibi hissetmiyorum. Hep halkın arasında oldum ve halktan birisiyim farklı görmüyorum kendimi.

FT: Ama herkes bu sözleri bir araya getirip bir şiir yazmıyor sonuçta…

 

AT: Allah vergisi sonuçta. Allah o ilhamı bana vermiş şükretmek lazım. Şükretmeliyim o yüzden. Ya başkasına verseydi? Allah iyi ki bana böyle bir yetenek vermiş de yazıyorum. Ben böyle düşünüyorum.

Gerçekten de birçok kişi ilk olarak benim yazdığım şarkılarla tanındı ya da şöhretini artırdı.

FT: Bunlara örnek verebilir miyiz mesela kimler?

AT: Mesela; Bülent Ersoy “Toprak Alsın Muradım” ve “Baharı Bekleyen Kumrular Gibi”, Coşkun Sabah da bestecilik hayatına benim sözlerimi besteleyerek yön verdi ve yükseldi, Gülden Karaböcek’te çok şarkım var. “Dilek Taşı”, “Sürünüyorum”, “Kırılsın Ellerim” gibi birçok şarkımı söyledi. İbrahim Tatlıses’in arabesk okuduğu ilk şarkı da benimdir “Seni Yakacaklar”. Daha sonra birçok şarkımı okudu “Acı Gerçekler”, “Canım Dediklerim”. İzzet Yıldızhan “Birisi” hani “Ben Bende Değilim” diye bir şarkıdır. Pek çok örnek var böyle, benim yazdığım sözlerle sanat hayatının başlangıcını yapmış veya bir sıçrama yaşamış.

BAZILARININ BENİM ŞARKILARIMI OKUMASINI İSTEMEDİM

FT: Bunca kişiye verilmiş bir emektir sonuçta bu sözler. Sanat camiasında vefa nasıl, dostluğunuz baki kaldı mı şarkılarınızı okuyanlarla?

AT: Bir vefasızlık var. Ne kadar bir geri dönüşü olsa da. Her şeyi kazanıyorlar isim, sevgi, saygı, para, şöhret gibi. Bize geri dönüşü hele de maddi boyutta yok gibi.

FT: Sanatçı insan daha alıngan, kırılgan, duygusal olabiliyor…

AT: Bir süre sonra küskün bakmaya başlıyorsunuz insanlara. Kuşkuyla bakıyorsunuz ”Acaba bu da mı onlar gibi olacak”.

FT: Peki böyle düşünüp de yazdıklarınızı vermediğiniz zamanlar oldu mu?

AT: Vermemek çözüm değil ki. Bir de şiiri şarkı yapan besteciyle bir ilişkiniz var sonuçta tek başına şiir şarkı değildir. Şarkı olduktan sonra bunları birilerine vermek durumundasınız. Ya hiç besteletmeyeceksiniz o şarkıyı ya da yapılınca vermek lazım. Ama şu var bazı hallerde şarkımı vermek istemediğim insanlar oldu. Benim şarkımı okumasın dediğim insanlar mutlaka vardır.

OKUNAN ŞARKIYA VERİLEN PARA 6 LİRA

FT: Ben hep merak ederdim bu nasıl bir şey diye benim şarkımı okumasın demek? Bir ürün sonuçta herkesin bilebildiği bir şeyi, söyleyebildiği bir şarkıyı “bu veya şu okumasın” demek tuhaf geliyor bana.

AT: Bakın şöyle örneklendireyim; bir ara şarkı söyleme yarışmaları vardı televizyonlarda. Orda şarkılarımı okuyorlardı ben rahatsız oluyordum. Biliyorum ki orada büyük rantlar dönüyordu ve bize dönüşü neydi biliyor musunuz? Okunan şarkı için 6 TL. Ben rahatsız olamaya başladım ve okutmayın diye ihtarname çektim.

FT: Son dönemdeki çalışmalarınız neler?

AT: Ben yazmaya devam ediyorum illa şarkı olsun diye değil. Zaten eskisi gibi şarkı olmuyor. Artık yeni şarkı var mı diye sormuyor, ama ben yazmaya devam ediyorum.

FT: Bu yazmak dediğimiz şey demin de sordum ama… sanatçı olmak çok bambaşka bir şey. Sonradan öğrenilmesi edinilmesi pek mümkün bir şey değil.

AT: Allah vergisi bir şey. Belki siz de yaşıyorsunuz o duyguları ama dışarı atamıyorsunuz. Bizim öyle bir meziyetimiz var. Kelimelere dökmek veya ağzımızdan o sözleri çıkarmak. Sizin de başka bir yeteneğiz vardır ben de onu yapamayabilirim.

FT: Yine de sanat farklı bir şey geliştirilebilse de sonradan edinilemiyor. Doğuştan olacak. Peki yazmak için ne lazım? Aşk mı lazım? Sizi tetikleyen bir şey olması lazım her an da yazılamaz ki?

AT: Bir şey vardır mutlaka. Birisini görürsünüz duygulanır yazarsınız ya da kendiniz hissedersiniz yaşarsınız bir kısmını. Mutlaka bir başlangıcı vardır. Her şarkıda dolu dolu bir insanın hayatı değildir bu mümkün değil. Düşünün ben bin tane şarkı yazdım; bin kere aşık mı oldum yani? Bu bir hayal ürünüdür belki o hayali yaşatabiliyorsanız bir başlangıcı alıp odur zaten. Yoksa her şarkı yaşanacak diye bir şey yok. Bir de şarkılarda, romanlarda ve filmlerde bir abartı vardır. Aşklar şarkılardaki kadar derin değildir bence. Şarkılarda daha büyük abartı vardır.

FT: Duygular daha fazladır, yaşadığınızdan çok daha fazlasını yazarsınız.

AT: Belki aşkınız küçüktür ama şarkıya girdi mi hayalle birleşerek kocaman bir şey olur. Hayal gücü ki öyle de olması lazım yoksa cezp etmez insanları. 

İNTERNET DERİN AŞKLARI BİTİRDİ 

FT: Şu anda çok derin anlam taşıyan şarkılara da rastlamıyoruz. 

AT: İnternet çağındayız artık normaldir. 

FT: İnternetle mi alakalı sizce? 

AT: Artık her şey makine oldu kolaycılığa kaçılıyor. Normaldir yani insanları da suçlamamak lazım. Günlük yaşantının getirdiği şekilde duygular yoğruluyor. 

FT: Yani bir Facebook bile şarkı olabiliyorsa… yok içi çok boş şarkılar biraz çıstak çıstak tamam. Ritme dayalı ritimler de hep aynı. Öyle aman aman bir şeyler de bulamıyorum günümüz şarkılarında. Yine ne varsa eskilerde var diyorum. 

AT: Ama zamanın da getirdiğin bir şey bu. Şimdiki çocuklar gençler böyle şarkıları dinliyor, o duygularla büyüyor. Yani sizin belki 10 sene önceki yaşadığı duyguları yakalamaları çok zor. Veya 50 sene önceyi yaşayan bir insan şimdiki şarkıları dinlese belki de “hiç duygu kalmamış” diyecek.

SENDEN VAZGEÇMEM’İ EŞİME YAZDIM

FT: Evli misiniz?

AT: Evet evliyim ben. Çocuğumuz olmadı bizim. Yani Köroğlu Ayvaz derler ya işte öyle bir şey.

FT: Aşk üzerine yazdığınız şarkılarda eşinizden ilham aldınız mı?

AT: Tabi ona yazdığım birkaç tane şarkı oldu. “Senden Vazgeçmem” diye bir şarkı var mesela; “dünya tersine dönse vazgeçmem”, “Gitme” var mesela “gitme gitme benim olursun” diye bir şarkı onu da eşime yazmıştım. Birkaç tane daha var tabi… kırılmasın diye yazmıştım. 

FT: Sadece kırılmasın diye mi yazmıştınız?

AT: Ama birisine yazmak benim tarzım değil. Sana yazdım şunu gibi bir şey yok bende sevmiyorum.

FT: Toplamda söylenmiş kaç şarkı var?

AT: Toplamda söylenmiş bine yakın şarkım var. Seslendiren sayısına bakarsanız 8-10 bin kişiyi bulur.

GÜVERCİNLERLE KUMRULARIN KAVGASINDAN ÇIKAN ŞARKI

FT: Verimli bir sanat geçmişiniz var.

AT: Evet hatta geriye dönüp baktığımda nasıl yazmışım bu kadar diyorum. Dünyada az rastlanır herhalde böyle bir şeye.

FT: Mesela “Baharı Bekleyen Kumrular Gibi Sen de Beni Bekle Sakın Unutma” bunun hikayesi neydi?

AT: Onun çıkış noktası kumrulardır. Kumruların güvercinlerle, yem atıldığı zamandaki kavgasından çıktı. Güvercinler kumrulara o atılan yemleri vermezler. O soğuk kış günlerinden birinde gördüm. Acaba dedim kendi kendime kumrular baharı ne kadar bekliyorlardır? Sınırlı yem bulunuyor, güvercinler de vermiyor. Halbuki bahar olsa gider yemlerini başka yerlerden bulabilirler. Ancak şarkının devamı bir aşka bağlanmıştır sonrasında. Hiç aklınıza gelir miydi? 

FT: Hayır gelmezdi. Anneannem çok severdi bu şarkıyı, çok da söyledi. Şimdi rahmetli oldu, çocukluktan gelen bir tatlı anıdır baharı bekleyen kumrular bende. 

AT: Bir tarafta kumrular bir tarafta sevda…

FT: Mesela sürünüyorum?

AT: Aslında bir tezat vardır ama o kadar sevildi ki o şarkı. Ve yıllardır stadyumlarda söylenir. Lay lay lay lay lay diye bir melodisi vardır ya şarkının ama sözlerine bakın bir insanın sürünmesi ve yakarışı vardır. “Döndürsene Beni Senin Yoluna Kahreder Dünyada Sürünüyorum” sözler ağlatıyor müzik oynatıyor.

TUNCAY OKUTANIN MÜTHİŞ BİR SESİ VAR

FT: Sürünüyorum müziğine başka başka şarkılar marşlar yazıldı hatta zaman içinde. Ritmi çok tuttu. Bütün futbol kulüplerinin marşı oldu. Şunu sormak istiyorum. Son dönemlerde ne tür çalışmalar yapıyorsunuz? Yazmanın dışında. Mesela sanat camiasında destek olduğunuz isimler veya projeler var mı?

AT: Eskisi kadar faal değilim ama benim sevgili hemşerim Tuncay Okutan var. Bizim memleketin verimi yüksektir çok sanatçı yetiştirir bizim oraların toprağı. Tuncay da öyle. Daha önce Latif vardı, çok yetenekli sanatçılar çıkıyor daha başkaları da var. Tuncay’ın başka yönü de var sanatçılığın dışında. Çok iyi bir sesi var. Saz çalıyor bunun yanı sıra çok iyi projeleri var. Bizim Besni Eğitim Bayramının organizasyonunu yaptı. Başka projelerde de birlikte çalışmalarımız var. şu anda Tuncay’a destek oluyorum.

FT: Tuncay Okutan’a verdiğiniz şarkılar var mı albümüne koymak üzere?

AT: Tarz olarak çok farklıyız benim tarzımın bir miktar dışında ama bu engel değil. Ben ona en güzel şarkıları, türküleri bulurum. İlla benim olması şart değil. Önemli olan onun başarılı olması.

FT: Siz repertuar için seçiyorsunuz. Sizi bir arada tutan nedir sesi mi, dostluğu mu?

AT: Başta tabiî ki sevgisi ve saygısı. Gerisi zaten kendiliğinden gelir. Vefa ve paylaşım sonra gelir. Ama bunlar da karşılıklıdır. 

FT: Tuncay Okutan’ın sesini nasıl buluyorsunuz?

AT: Son zamanlarda çıkan pek çok ses var ama bence Tuncay’ın sesi çok farklı. Dinlediğinizde fark edilmesini sağlayan bir şey var. Ahmet Kaya’dan sonra o tür bir ses çıkmadı bence.

FT: Müzik dünyasına baktığınızda neler söyleyebilirsiniz? Türkiye’deki müzik piyasası olması gereken yerde mi?

AT: Daha gidecek yolu var. Telif hakları konusunda ise gelişmiş ülkelerin çoook gerisinde. O içler acısı bir şey. Ben de MESAM’da yönetim kurulundaydım. Geçenlerde kongre oldu seçilemedik ama… telif hakları Türkiye’de daha yüzde 5’ler seviyesinde dünya ile kıyasladığımızda. İnşallah daha ileriye gider. Bu gelişmişliği veya geride kalmışlığı sanata da adapte edebiliriz tabii. Kültürümüz de sanatımız da onca zenginliğine rağmen geride kalmış denebilir.

ŞİİRLE MÜZİĞİ İLK BEN BULUŞTURDUM

FT: Memleketiniz Besni’ye gidip geliyor musunuz? Ben de Gölbaşılı’yım. Besni’yi daha ziyade anlatılan fıkralarıyla bilirim. Biraz fazla memleketçi oluyor Besnililer. Adıyaman’ın bir ilçesi ama Besniliyim derler hep. 

AT: Ben bir memleket milliyetçisiyim. Memleketimi çok severim. 40 yıl oldu ayrılalı ama sağ olsun son zamanlarda Tuncay’ın düzenlediği organizasyonlarda sıkça gittim. Eylül Ekim gibi oluyor Besni eğitim bayramı vesilesiyle gittim. Sağ olsunlar sevgiyle karşıladılar.

Bir de üzümü meşhurdur bizim oranın Besni üzümü denir. Dünyaca da bilinir.

FT: Besnili pek çok başarılı iş adamı da var, demek ki sanatta da ciddi yol kat etmiş. 

AT: Bizim oralara sanatçı olarak baktığınızda cidden çok sanatçı var. Şimdi bizim oralı olup da söylemeyen de pek çok sanatçı var meşhur olan. Zamanında gazeteye de yazdık ama vefa önemli.

FT: Siz sonuçta sanatçı kimliğinizle tanınıyorsunuz ekmeğinizi buradan kazanıyorsunuz. Ama sizi ekranlarda görmüyoruz. Bunun sebebi nedir? 

AT: Bir hak alışverişi olmadığı için. Ne kadar telif hakkı kuruluşu varsa da telif hakkı sahiplerine buradaki yansıma doyurucu değil. Televizyonlar sanatçıları çıkararak bir rant elde ediyorlar bundan sanatçıların da bir çıkarı olmalı diye düşünüyorum.

Benim 11 albümüm var. Türkiye’de 11 albümü olup da klibi olmayan nadir sanatçılardan biriyim. Türkiye’de şiirle müziği bir arada ilk çıkaran benim mesela.

FT:  Şiirler derken şarkı olmuş şiirler mi albümlerinizdekiler?

AT: Evet ama şarkı olmayanları da var. Ya da önce şiirini okuyup da sonradan şarkı olanlar da var aralarında.

FT: Neden klip yok?

AT: Tercih etmedim, bugüne kadar medyadan bir şey bekleyerek iş yapmadım. Kendi halimde, halkın içinde büyüyebildiğim kadar büyüdüm. Telif hakkı Türkiye’de gerektiği gibi işlemediği için televizyonlara çıkmıyorum. Sırf bunun için. 

FT: Kendi adıma söylüyorum bunu; bu küskünlük hoş bir küskünlük de değil. Medyanın gücünü öyle ya da böyle inkar etmek mümkün değil. 

AT: Evet haklısınız bir yerde sevenlerim de görmek istiyor. Bir çeşit halkı cezalandırmak oluyor bu. Ne bileyim bir şeyler değişmeli ülkemizde. Yapılan işin bir şekilde geri dönüşü olmalı.

FT: Çok teşekkür ederim bu güzel sohbet için. 

AT: Rica ederim ben de teşekkür ederim.

Kaynak: Haber7

Leave a Reply